Vedat Kitapçılık
Kargo Gönderim Saatleri;
Hafta İçi Saat 16:00 'ya kadar
Cumartesi Saat 11:00 'e kadar


Banka Hesap Bilgilerimiz
Destek
HATTI
0212
240 12 54
240 12 58
Favori
Listenizde
Ürün Yok!
Sepetinizde
Ürün Yok!
Yeni Çıkan Yayınlar:      Kasım (12)      Ekim (51)      Eylül (88)      Ağustos (8)

Kramponlu İşçiler ( Bir Boş Zaman Çalışanı Olarak Futbolcular ) 2012

Kramponlu İşçiler ( Bir Boş Zaman Çalışanı Olarak Futbolcular ) 2012



Sayfa Sayısı
:  
239
Kitap Ölçüleri
:  
13x19 cm
Basım Yılı
:  
2012
ISBN NO
:  
9786055373832

700,00 TL











ÖNSÖZ Moda kavramlara kapılmadan önce elbette biraz mesafeli olmak daha temkinli bir yaklaşımdır. Ancak mesafeli olacağım diye de tüm rağbet gören kavramları görmezden gelmek veya bu kavramların anlattıklarına burun bükmek de kişinin kendisini kullanışlı bir aracın faydasından mahrum bırakması anlamına gelecektir. Kısacası, tüm yeni şeyler gibi yeni kavramlar karşı¬sında da pozisyon almadan önce meselenin ne olduğunu ve bu ′yeni şey′in ne vadettiğini iyi düşünmek gerekiyor. Bu girişle gelmek istediğim nokta ′empati′ kavramıdır. Kelime elbette yeni değil. Yunanca köken, öncelikle yüz küsur yıl önce Almanca′ya giriyor ve buradan da Ingilizceye. Türkçe kullanımının, ingilizce anlamıyla aynı olduğunu söylememe gerek yok. Meselemize geri dönecek olursak, son bir-iki on yılda bu kavram özellikle ucu psikolojiye değen tüm araştırma alanlarında yoğun bir biçimde kullanılmaktadır. Üstelik bilim insanlarının genelde kendileriyle sınırlı okuyucusu olan yayınlarda kullandıkları dilin / kavram¬ların kitlelere pek yayılmamasına rağmen bu kavramın aktüel düzeyde de hayli fazla kullanıldığım biliyoruz. Ortalama bir gazete okuyucusu veya televizyon izleyicisi büyük bir ihtimalle bu kavramla karşılaşmış ve onu kendisi de kullanmıştır. Şimdi şu soruyu soralım: Bir kavramın moda olması veya çok yaygın bir biçimde kullanılması acaba o kavramın vaaz ettiği yönelimin yaygın bir biçimde takip edildiği anlamına gelir mi? Diğer kavramları bir kenara bırakıp burada tartıştığımız ′empati′ için düşünecek olursak çok zorlanmadan bir ′hayır′ cevabı ve¬rebiliriz. Bunun elbette çeşitli sebepleri bulunabilir: Öncelikle kişiler bu kavramın istediği yönelime girmekte çok istekli olma¬yabilirler veya Brian Fay′in Çağdaş Sosyal Bilimler Felsefesi′nde işaret ettiği üzere empati çok da mümkün olmayabilir. Çünkü ′zenci′ olmayan birisinin zencilerle; ′eşcinsel′ olmayan birisinin eşcinsellerle veya ′kadın′ olmayan birisinin kadınlarla empati kurmasının önünde sınırlar vardır. Zira bir zenci, bir eşcinsel veya bir kadın gibi hissetmek nasıldır bilmek kolay olmayabilir. Ancak empati kurmanın mümkün olup olmadığı tartışmasını ilerletmenin bir anlamı yok daha doğrusu onun yeri burası değil. Varmak istediğim başka bir yer var: Futbol ve futbolcular. Futbolun bir spor mu bir endüstri mi bir boş zaman akti-vitesi mi olduğu sorularını bir yana bırakalım. Her ne ise tüm dünyada yüz milyonlarca kişiye kendini izlettiren bir aktivite. Sadece bu alanın haberleriyle ayakta duran çok sayıda gazete, dergi, radyo ve televizyon ve tabi ki buralarda çalışan çok sayıda kişi bulunmaktadır. Sadece Türkiye′de bile bu ′oyun′un yayın hakları ile ilgili kıyasıya bir rekabet bulunmakta ve ′ikinci′ kate¬gori (Bank Asya 1. Ligi) maçlarının bile ciddi bir izleyici kitlesi bulunmaktadır. İspanya ve İngiltere gibi bu alanın dünyadaki ′merkezleri′ sayılan ülkelerde ise futbol alanı sadece yeşil saha¬larda değil ′para′nın döndüğü her yerde karşımıza çıkmaktadır. Turistik eşyaların büyük bir kısmı diyelim ki Barcelona, Real Madrid veya Manchester United ve Liverpool (veya Arsenal, Chelsea) takımlarının formaları, renkleri, sporcularının isimleri vesaire, vesaire, vesairelerinden oluşmaktadır. Gelelim bu ′oyun′un aktörlerine: Futbolcular. Bazı futbol¬cuların popülaritesinin Hollywood yıldızlarını gölgede bıraktı¬ğını söylemek zor değil. Örneğin bu satırların yazıldığı dönemde Barcelona′nın Arjantinli oyuncusu Lionel Messi, Time Dergisi′ne kapak oldu. Messi′nin Time′a verdiği mülakat aslında burada yazmaya çalıştığım ve Cemal İyem′in bu çalışmada göstermeye çalıştığı şeyi anlatıyor. Messi, bu mülakatın gazetelere yansıyan bölümlerinden öğrendiğimiz kadarıyla şu anda tüm dünyanın en hafif tabirle ′hayranlıkla izlediği ′yeteneği′nin altında aslında sıkı bir çalışma disiplinin yattığını anlatıyor. Belki de kitlelerin genelde bu alanın aktörlerini takip ederken atladığı nokta bura¬sıdır. Bu yazının başlangıç kısmını okuyan okuyucu bu çalışma¬nın ′empati′ kavramına odaklanan bir çalışma olduğunu sanabilir ancak öyle değil. Empati ile başlamamın nedeni aslında bu kadar popüler bir kavram olmasına rağmen bu kavramın taşıdığı an¬lamın işletilmediğini göstermek içindi. Cemal İyem′in çalışması ne futbolcuların yaptığı işi kutsallaştırıyor ne de o işe empatik bakışı kaçırıyor. Çoğumuzun yaptığının aksine onların işine onların cephesinden bakmaya çalışıyor. Futbolun bu kadar po¬püler olması ve aynı zamanda bu alanda bu kadar az akademik çalışmanın yapılması elbette büyük bir ironi. Cemal İyem tam da Türkçe literatürü son derece sınırlı olan akademik yaklaşımlara son derece önemli bir katkı sunmaktadır. Futbolcuların sadece Messilerden, Ronaldolardan veya Ardalardan, Emrelerden iba¬ret olmadığını; aslında gündelik medyada görünür olamayan çok daha geniş bir kitle olduğunu, bu kitlenin son derece zor ça¬lışma koşullarında işlerini yaptıklarını ve profesyonel bir meslek olarak futbolculuğun görünür olmayan birçok diğer özelliğini okuyucuyla paylaşıyor, okuyucunun futbolcuların dünyalarını anlamaları için onlara empatik bir bakış sunuyor. Cemal İyem′in futbolcuların ′emek süreçleri′ni merkeze alan bu çalışması öyle zannediyorum ki bu alandaki boşluğun doldurulması çabala¬rında önemli bir katkı sunacaktır; ve yine umuyorum ki İyem′in çalışması buna benzer çalışmalara ilham olsun. Şubat 2012 Esentepe (Sakarya Üniversitesi) Fuat MAN TEŞEKKÜR Günümüzün post-endüstriyel dönüşüm sürecinde, toplu¬mun boş zamanlarını değerlendirmelerinde çalışan ve kendileri¬ne bu araştırmada ′boş zaman çalışanları′ adı verilen yeni bir ça¬lışma grubundan bahsedilmektedir. Bu bağlamda bir boş zaman çalışanı olarak futbolcuların emek süreçlerinin, çalışma ve boş zamana ait değerlerinin bir kitaba konu edilmesinin ilginç bir de¬neyim olabileceği düşünülmüştür. Bu kitap Ocak 2011′deki ′Yeni Çalışma Etiği ve Boş Zaman Çalışanları: Türkiye′deki Profesyo¬nel Futbolcular Örneği′ adlı doktora tezimin gözden geçirilmiş halidir. Çalışmanın planlanmasından, raporlaştırılmasına kadar yardımlarını benden esirgemeyen saygı değer hocalarımProf. Dr. Veysel BOZKURT, Prof. Dr. Engin YILDIRIM, Doç. Dr. Şuayyip ÇALIŞ, Doç. Dr. Rana Özen KUTANİS, Yrd. Doç. Dr. Fuat MAN, Yrd. Doç. Dr. Adem KARAKAŞ′a yine yardımları¬nı benden esirgemeyen Av. Simge AYBEY, Hüseyin ÖZKÖK, Bülent ULUTOPRAKa, Naci GENÇ′e Muhsin ÖZTÜRK′e, canım kardeşim Elif İYEM′e, SAKARYASPOR Futbol Kulübü futbolcuları, teknik adamları ve yöneticilerine, taraftar grubu TATANGALAR′a, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYES-POR, KARTALSPOR, KARŞIYAKA, DİYARBAKIRSPOR, ÇAYKUR RİZESPOR, KAYSERİ ERCİYESSPOR, BUCAS-POR, ALTAY kulüplerinin çok değerli yönetici, futbolcu, teknik direktör ve taraftar gruplarına, bana zaman ayırarak çalışmama büyük destek veren A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Sayın Abdullah AVCI′ya, bizleri İngiltere′de evinde ağırlayan Tuncay ŞANLI′ya, İrlanda′da Ümit Milli Takım kampında yo¬ğun temposuna rağmen bana zaman ayıran Hami MANDIRALI ve Zeki ÖNATLI′ya, Erkan AVSEREN, Bülent UYGUN, Özcan KIZILTAN, Engin KORUKIR, Murat BÖLÜKBAŞI, Şaban YILDIRIM, Coşkun DEMİRBAKAN, Mehmet ALTIPARMAK, Hasan VEZİR, Ziya DOĞAN, Fuat YAMAN gibi değerli futbol adamlarına ve ismini sayamadığım bütün emeği geçenlere teşekkürü bir borç bilirim. Cemal İYEM Mart 2012 SAKARYA GİRİŞ Boş zaman, günümüzde üzerinde en çok tartışılan kav¬ramlardan biridir. Aşırı uzmanlaşma, işbölümü, kazanmak ve tüketimin egemen olduğu modern /endüstriyel toplumların temel simgesi olan çalışmanın hayatımızdaki ağırlığı tartışılır¬ken; dünyanın başka bölgelerinde -özellikle az gelişmiş ülkeler¬de- modern/kapitalist toplum yapısı inşaa edilmeye çalışılarak adeta ′çalışma′ yüceltilmektedir. Bu bağlamda ortada ciddi bir paradoks görünse de; süreç ne olursa olsun; sonuçta insanların çalışma haricinde ihtiyaç duydukları bir serbest zaman olgusu bulunmaktadır ve bu insan olmanın temel bir özelliğidir. Post-endüstriyel dönüşüm süreci ile birlikte, çalışma - boş zaman ilişkisindeki değişime paralel olarak serbest zaman olgu¬sunun algılanma şeklinde de ciddi değişimler yaşanmaktadır. Bir zamanların popüler söylemleri olan ′adamı adam yapan çalış¬maktır′, ′çalışmak ibadettir′, ′hizmet kutsaldır′ gibi ifadeler yerini ′anı yaşa, mutlu kal′, ′umursama′ gibi söylemlere bırakmıştır. Bu durum şüphesiz Marx (1990) ve Horkheimer′a (2010) göre ′ka¬pitalizmin ideolojisi′ ya da Weber (2005) ve Bell′ e (1973) göre ′kapitalizmin ethosu′ haline gelen ′çalışmanın yüceltilmesi′ ve "püritan etik" (Bozkurt; 2000) gibi kavramların ciddi anlamda tartışılmasını sağlarken VVeber′in ifade ettiği ′püritan çalışma′ anlayışının sonu mu geldi sorusunu da beraberinde getirmiştir. Artık alışılmış bir ifade olan ′Protestan′ ya da ′Püritan′ çalışma anlayışı ile birlikte Weber temelde, bir ödev olarak çalışma anlayışının 16. yüzyılda ortaya çıkan kapitalist düşün¬cenin özünde olduğunu ifade etmektedir. Bu anlayış kapitalist kültürün toplumsal ahlakının bir özelliğidir. Protestan bir din adamı olan Richard Baxter da (akt. Weber; 2005) Tanrının, varlığımızın ve etkinliğimizin sürmesine, hareket adına göz yumduğunu; çalışmak, gücün hem ahlaki hem de doğal gayesi olduğunu belirtirken; çalışmak yerine tefekküre dalıp, ibadet etmek hizmetkârların asıl işini reddedip, daha kolay bir görev üstlenmesi gibi bir şey olduğunu ifade etmektedir. Burada aslında vurgulanmak istenen şey, çalışmanın ça¬lışanlar tarafından içselleştirilerek bir vicdan meselesi haline getirilmesini sağlamaktır. Böyle bir çalışma anlayışına sahip ça¬lışanlara günümüzde de rastlamak mümkündür. Bir genelleme yapılamamakla birlikte günümüzde çalışmayı içselleştirerek ha¬yatlarının merkezine oturtan ve bu araştırmada kendilerine ′boş zaman çalışanları′1 adım verdiğimiz toplumun boş zamanlarını değerlendirmesinde çalışan yeni bir grup yer almaktadır. Bunlardan bazıları herkes tarafından tanınan şöhretler, po¬püler insanlar iken, pek çoğu bir televizyonda, gazetede şöhret olmamakla birlikte, toplumun büyük kesiminin boş zamanlarını değerlendiren baş aktörlerdir. Bu aktörlerin başında da profesyo¬nel futbolcuların geldiğini söyleyebiliriz. Aslında futbol endüstrisinin emekçileri olan futbolcular hakkında okumalar yapıldıkça, onların çalışma yaşamları daha yakından gözlemlendikçe adeta çağımızın ikame savaşlarının2 temsilcileri oldukları gerçeği görülebilmektedir. Bu bağlamda temel nokta ′Futbol endüstrisinin işçileri olan futbolculara daha geniş bir açıdan bakmaya dönüşmüştür. O zaman onların emek süreçleri, çalışma ve boş zamana ait değerleri daha iyi anlaşılabilir. Bu şekliyle futbolculuk mesleği, enformasyon çağında çalışma ile kurulan yeni bir akımı temsil etmektedir. Futbolda çalışma anlayışı Max Weber′in klasik eseri olan ′Pro¬testan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu′nda ifade edilen ′Protestan Çalışma Etiği′nin adeta günümüze yansımasını ifade etmektedir. Futbolda çalışma anlayışını Weber ile bu şekilde bağdaştırmak ilk başta bazı insanlara anlamsız, garip, alakasız gelebilir. Ancak burada ifade edilen çalışma anlayışı, futbolculuk mesleğini aşan bir anlamda kullanılmaktadır. Bu çalışmada boş zaman çalışanla¬rının sadece bir grubunu oluşturan futbolcuların emek süreçleri sorgulanarak, özellikle günümüzde Protestan çalışma etiğinin önemini yitirdiğine yönelik yaşanan tartışmalar bağlamında, boş zaman çalışanlarının bu tartışmaların aksine bir genelleme yapılamamakla birlikte günümüzün yeni ′Püritan′ çalışanları oldukları Türkiye′deki profesyonel futbolcular örneği ile açık¬lanmaya çalışılacaktır. Neden örneklem grubu olarak futbolcular seçilmiştir? Bu soruya verilebilecek en temel cevap, futbolun asla sadece futbol olmadığı, bir endüstriye dönüştüğünden hareketle bu endüstrinin işçileri olan futbolcuların emek süreçlerinin in¬celenmesinin bize günümüzün yeni ağır işçileri hakkında önemli ipuçları vereceği ve onların günümüzün yeni ′püritan çalışanlar′ı olduğu yönündeki ön görüdür. Az önce de ifade edildiği gibi futbol sadece futbol değildir. Futbolun gerçek anlamı üzerine pek çok farklı tanımlama yapılmaktadır. Örneğin, Manchester United kulübünde önemli isimlerden biri olan Peter Kenyon fut¬bolu "Futbol özünde, taraftarlar, medya, Avrupa şampiyonaları, Dünya kupaları, çeşitli turnuvaları ile birlikte heyecan verici ve keyifli bir iştir ve futbol tam anlamıyla bir gösteri endüstrisidir" şeklinde tanımlamaktadır (Authier, 2002:76). Futbolcular bu ilginç işleri hakkında bir şevk, istek duymaktadırlar. Çalışma ile kurulan bu ilişki, sadece futbolculara ait bir yaklaşım değildir. Bu durum aslında sanatçılar, animatörler, dansçılar, mankenler vb... insanların boş zamanlarını iyi geçirmelerine yardımcı olan birer boş zaman çalışanı olarak kabul edilen tüm çalışanlar için I de geçerlidir. Boş zaman çalışanlarında bu süreç diğer meslek gruplarından daha farklı ilerlemiştir. Örneğin, futbolun ilk çıktı¬ğı yıllarda, futbolcular asıl işleri farklı olan meslek gruplarından oluşurken futbolu da sadece boş zamanlarını değerlendirmek için birer araç olarak görmüşlerdir. Marangoz, mühendis, doktor vb... meslek sahibi futbolculara rastlanmaktadır. Ancak özellikle i II. Dünya Savaşı′ndan sonra futbolculuk3 profesyonel bir meslek I haline gelmiş ve futbolcular sadece bu işi yapan kişiler haline dönüşmüştür. Gerçi günümüzde de alt liglerde futbolculuğu asıl meslekleri haricinde yarı meslek olarak yapan kişilere de rast¬lamak mümkündür. Ancak burada temel olarak ifade edilmek ′ istenen nokta profesyonel meslek grupları yüksek bir bilgiyi, eğitimi gerekli kılarken futbolcu olmak için yüksek bir bilgiye eğitime gerek olmadığıdır. Futbolculuk hüner, yetenek ve ya¬pılan işi önemsemekle doğru orantılıdır. Futbolcular insanları eğlendirmek (bu eğlendirmenin içine izleyenlerin tatmin olma¬ları, mutlu olmaları ve streslerini azaltmalarım, vb... gibi birçok şey eklenebilir) için bedenen, zihnen bitip tükenmez bir çabayla çalışırlar. Konu bu açıdan ele alındığında futbolcular, günümüz¬de Protestan çalışma etiğinin birer temsilcileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda elinizdeki kitap, boş zaman algısındaki deği¬şim ile birlikte yukarıda ifade edilen ′püritan çalışma′ anlayışına yönelik tartışmalar çerçevesinde, ′boş zaman çalışanları′nın çalışmaya yönelik değerlerini sorgulamaktır. Bu sorgulama birer boş zaman çalışanı olarak görülen ′Türkiye Profesyonel Futbol¬cuları′ örnek olayı ile açıklanmaya çalışılacaktır. Bu çalışmanın amacını ′bilimsel bir çalışmanın amacı nedir?′ sorusundan ha¬reketle daha kapsamlı bir şekilde açıklamaya çalışırsak; sosyal bilimlerde bir çalışma ya üzerinde az sayıda çalışmanın yapıldığıra da hiç yapılmadığı bir alanı keşfetmek ve tanımlamak ama-:ıyla ya da daha derinlikli nedensellikleri açıklamak amacıyla yapılmaktadır. Ancak bu durum, tüm sosyal bilim çalışmalarının sadece belirtilen kategorilerden birisine dahil olacağı anlamına gelmemektedir. Herhangi bir çalışmanın bu kategorilerin birden fazlasıyla ilişkilendirilmesi mümkündür. Bu çerçevede çalışma¬nın ′keşfedici′ ve ′açıklayıcı′ boyutlarının olduğunu belirtmek gerekiyor. Öncelikle ′futbol′ alanının keşfedilmemiş bir tarafının kalmadığı ve hatırı sayılır bir ′futbol literatürünün oluştuğu söylenebilir. Ancak özellikle Türkçe futbol literatürü genelde akademik olmaktan çok aktüele daha yakındır. Çoğunlukla ya bu alandan gelen kişilerin ya da bu alanda aktüel anlamda yazan¬ların (örneğin gazeteciler) oluşturduğu bu literatürün akademik olmadığım söylemek zor değildir. Dolayısıyla bu çalışma bu alanda yapılmış ender akademik çalışmalardan birisini oluş¬turmaktadır. Bu çalışmanın incelediği temalardan birisinin de futbolcuların ′emek süreçleri′ olduğu düşünülürse bu çalışmanın bir tarafının neden keşfedici olduğu anlaşılır. Bu çalışmanın ′açıklayıcı′ boyutu ise eleştirel sosyal bilim eğilimi ile ilgilidir. Burada yapılmaya çalışılan salt bir tasvir değil¬dir. Yukarıda bahsedilen ilkboyut (keşfediciboyut) ile ilgili elde edilen veriler basit bir keşif olarak sunulmamakta daha derinlikli bir analize tabi tutulmaktadırlar. Kısacası elde edilen bulgular bir ′nedensellik′ analizi ile yorumlanmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacı, Weber′in ′püritan etik′ anlayışının ′post′larla ifade edilen bir dönemde geçerliliğini yitirdiğine yönelik yaklaşımları ′futbolcular′ örneği ile sorunsal-laştırmakve ′boş zaman çalışanlarının özelde ise ′futbolcular′m Weber′in ifade edilen anlayışının taşıyıcıları olup olmadıklarım tartışmaktır. Dolayısıyla bu kitapta temel bir öngörüden bahset¬mek gerekecekse bunu şu şekilde ifade edebiliriz: Literatürde görülen "VVeber′in püritan etik anlayışının ar¬tık önemini kaybettiği ve bu kavramın sonunun tartışıldığına yönelik görüşlerin aksine VVeber′in ′püritan etik′ anlayışının post-endüstriyel toplum sürecinde yeni temsilcilerinin boş zaman çalışanları olduğu yönündedir. Bu bağlamda çalışmada futbol üzerine genel olarak yapılan araştırmalar, yazılan yazılar¬dan farklı olarak, futbolun en temel aktörleri olan futbolcuların emek süreçlerinin incelenmesi, onların çalışma ve boş zamana ait değerlerinin sorgulanması amaçlanmaktadır. Bu amaç çer¬çevesinde araştırma ′çalışma ve boş zaman arasındaki ilişkinin tarihsel süreci nasıldır bu ilişkinin günümüzdeki durumu nedir J ′boş zaman çalışanları kimlerdir′, ′bir boş zaman çalışanı olarak ele aldığımız futbolcuların çalışma ve boş zamana yönelik algı ve değerleri nasıldır′, ′futbolcuların emek süreçleri nasıldır fut¬bolcular bir boş zaman çalışanı olarak günümüzün yeni Püritan çalışanları mıdır′ gibi sorulara cevap aramaktadır. Aslında bilimsel araştırmalar genel olarak literatüre sağ¬ladıkları katkılar ile önem kazanmaktadırlar. Bu çalışmanın da, kuramsal ve pratik olarak literatüre katkı sağlaması beklenmek¬tedir. Kuramsal ve pratik olarak, ülkemizde boş zaman ve futbol üzerine pek akademik çalışma bulunmamaktadır. Özellikle 1980′lerden sonra bu alanda çalışmalar başlamıştır. Son yıllar¬da ise boş zaman ve futbol popüler iki kavram olarak karşımız,1 çıkmaktadır. Bu bağlamda, yapılan çalışma son yıllarda popüler olan bu iki kavramı birlikte ele alması açısından da bir katkı ni teliği taşımaktadır. Bu kitapda Türkiye′de ve Avrupa′da birbirinden farklı futbol takımlarında görev almış ve bunların dışında geçmiş kariyerlerinde futbolculuk yapmış ve futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük, menajerlik, spor yazarlığı ya da benzer işlerde çalışan veya hiçbir iş yapmayan kişilerin görüşlerine başvurul¬muştur. Bu bağlamda araştırmada hazırlanan görüşme soruları, araştırmanın yöntemi, uygulanma şekli, uygulama evrelerinde yaşanan güçlükler, daha sonra yapılacak çalışmalara ve bu alanda yapılacak olan tartışmalara bir öncü niteliği taşımaktadır. Bu çalışmanın pratik katkısını da unutmamak gerekir. Gü¬nümüzde boş zaman çalışanları olarak ifade edilen yeni bir ça¬lışma grubunun çalışmaya yönelik değerlerini ölçen bu çalışma futbolcular örneği ile de bir farklılık arz etmektedir. Bu kitapta, veri toplama aracı olarak anket, yarı biçimsel mülakat ve katılımlı gözlem yöntemlerinden faydalanılmıştır. İlk olarak futbolcuların çalışma ve boş zaman ilişkileri, çalışmaya yönelik değer ve inançlarını ölçmek için bir anket formu oluş¬turulmuştur. Anket sorularının anlaşılabilirliğini ölçmek amacıyla 50 kişilik futbolcu grubuna pilot bir uygulama yapılarak elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırmanın evreni bir tanesi 2008-2009 sezonunda geri kalan 18 tanesi 2009-2010 sezonunda Bank Asya 1. Ligi′nde mücadele eden toplam 19 profesyonel futbol takımıdır. Bu bağ¬lamda, 8 takımdan 150 kişiye anket uygulanması örneklem açı¬sından uygun görülmüştür. Bu anketlerden de ′un üzerinde doldurulmamış anketler değerlendirmeden çıkarılmıştır. Toplam 18 anket eksik veri nedeniyle değerlendirmeye alınmamıştır. Bu araştırmada olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Anket profesyonel futbolculara elden verilmiş, toplanan veriler frekans analizine tabi tutulmuştur. Bu kitapta ağırlıklı olarak kullanılan bir diğer yöntem ise mülakattır. Yukarıda tanımladığımız örneklem içersinde yer alan futbolcu ve teknik direktörler ile önceden hazırlanmış temel so¬rular ve konuşmanın gidişatına göre şekillenen diğer sorulardan oluşan yarı biçimsel mülakat tekniği kullanılmıştır. Mülakat yapılacak kişilerle ilişki görüşülen kişiden referans alınarak bir diğer kişiye ulaşmak, o kişiden de referans alınarak başka bir kişiye ulaşmak şeklinde ilişki kurulmuştur. Mülakatla¬rın ortalama süresi 45-75 dakika arasıdır. Çalışmada kullanılan son yöntem ise katılımlı gözlemdir.] Bu yöntem ile araştırma yapılan toplulukla karşılıklı etkileşimde! bulunulmuştur. Bu etkileşim sürecinde doğrudan gözlemlerine] dayanan veriler düzenli olarak kaydedilerek aranan bilgiye ula-1 şılması amaçlanmıştır. Mülakat ve gözlem yöntemlerinden elde I edilen veriler gruplandırılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Nitel ve nicel analizler ile birlikte farklı düşüncelere sahip] tarafların görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yapı¬lan mülakat ile sadece nicel araştırma yönteminin uygulanma-l sında ortaya çıkabilecek eksikleri gidermek ve anket sürecinde! ifade edilemeyen fikirlerin, detaylı bir mülakat sürecinde dahal rahat ifade edilmesi hedeflenmiştir. Bu kitap üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, ′boş I zamanın kavramsal çerçevesi ve Batı literatüründe ′leisure time"] ve ′free time′ ayrımını ve bu kavramların dilimizde nasıl kullanı-] lacağı ifade edildikten sonra, boş zaman türleri, boş zamanlara değerlendirilmesi konulan ele alınacak ve boş zamanın tarihseli bir analizi yapılacaktır. Orta Çağ döneminde boş zaman algısını I ele alırken, bu dönemde çalışmanın yüceltilmesi Weber′in ′püri-tanizm′ olgusuna dikkat çekilecektir. Aynı zamanda araştırmanın] teorik çerçevesini oluşturan bu bölümde, modern paradigmanın I gerileme sürecine paralel olarak, ortaya çıkan hedonist/ narsist′I anlayış ve yeni çalışma anlayışı tartışılacaktır. Kitabın ikinci bölümünde, Türkçe literatürde pek karşıla¬şılmayan ′boş zaman çalışanları′ ifadesi açıklanarak, toplumun! boş zamanlarını değerlendirmelerinde çalışanların emek süreç] leri, çalışmaya yönelik değerleri, çalışma koşulları irdelenecek-1 tir. Daha sonra ise araştırmanın uygulama kısmını oluşturan] ′profesyonel futbolculara bir geçiş niteliği oluşturan ′futbolun] endüstrileşmesi′, ′sporda profesyonelleşme′, futbol endüstrisinin]en önemli aktörleri olan ′futbol işçileri′nin çalışma - boş zaman ilişkileri, çalışma koşulları gibi konular ele alınacaktır. Uygulamaya ilişkin son bölüm olan üçüncü bölümde ise, teorik alanda ileri sürülen iddialar açısından, Türkiye Profes¬yonel Futbolcularının çalışma koşullan, çalışma ve boş zamana yönelik değerleri"′ incelenecektir. Araştırma tekniği olarak olarak anket, yarı biçimsel derinlemesine mülakat ve katılımlı gözlem yötemleri kullanılacaktır. İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm BOŞ ZAMAN ALGISI VE TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDEKİ GELİŞİMİ 1.1. Kavramsal Çerçeve1.2. Boş Zamanın Algılanma Biçimleri: Tarihsel Bir Analiz..15 1.2.1. İlkel Toplumlarda Boş Zaman Algısı1.2.2. Orta Çağlarda Boş Zaman1.2.3. Rönesans ve Reform HareketleriİÇİNDEKİLER 1.3. Boş Zaman Algısındaki Değişim1.3.1. Çalışma ve Boş Zaman İlişkisi1.3.2. Püritan Çalışma Etiği ve Boş Zaman1.3.2.1. Martin Luther ve Protestan Reformasyon.....34 1.3.2.2. Calvin ve Protestan Ahlak1.3.2.3. Çalışmanın Yüceltilmesi1.3.2.4. İslamda Emek ve Çalışmaya Bakış..................47 1.3.3. Modern Dönemde Boş Zaman İkinci Bölüm YENİ ÇALIŞMA ETİĞİ VE BOŞ ZAMAN ÇALIŞANLARI 2.1. Yeni Dönem ‘Anlık Zaman’ ve Boş Zaman İlişkisi...........55 2.2. Boş Zamanların Değerlendirilmesi2.3. Boş Zaman Çalışanları2.3.1. Televizyon Sektörü2.3.2. Müzik Sektörü2.3.3. Okuma ve Araştırma2.3.4. Sosyal İlişkiler2.3.5. Hobiler2.3.6. Din2.3.7. Gönüllü Çalışma2.3.8. Tatil ve Turizm Sektörü2.3.9. Spor Yapmak2.3.10. Spor Karşılaşmalarını İzlemek2.4. Bir Boş Zaman Çalışanı Olarak Spor İşçileri......................84 2.4.1. Futbolun Endüstrileşmesi2.4.2. Oyunu Sahada Üreten Emekçi: Futbolcular........ 100 2.4.3. Futbolda Çalışma Koşulları Üçüncü Bölüm TÜRKİYE’DEKİ PROFESYONEL FUTBOLCULAR ÖRNEĞİ 3.1. Araştırma Süreci ve Hazırlık Çalışması3.2. Araştırmanın Kapsamı ve Yöntemi3.2.1. Nicel Araştırma3.2.2. Nitel Araştırma3.3. Araştırmanın Bulguları3.3.1. Genel Karakteristikler3.3.2. Demografik Frekans Dağılımı3.3.3. Çalışma Koşulları ile İlgili Analizler...................... 125 3.3.3.1. Çalışma Koşulları İle İlgili İçerik Analizi... 126 3.3.3.2. Çalışma Koşulları İle İlgili Anket Sorularının Analizi3.3.3.3. Çalışma Koşulları ile İlgili Katılımlı Gözlem Analizi (Sakaryaspor A.Ş. Örneği)........141 3.3.4. Çalışmaya Yönelik Değerler ile İlgili Analizler....145 3.3.4.1. Çalışmaya Yönelik Değerler ile İlgili İçerik Analizi3.3.4.2. Çalışmaya Yönelik Değerler İle İlgili Anket Sorularının Analizi3.3.5. Boş Zamana Yönelik Değerler ile İlgili Analizler.158 3.3.5.1. Boş Zamana Yönelik Değerler ile İlgili İçerik Analizi3.3.5.2. Boş Zamana Yönelik Değerler ile İlgili Anket Sorularının Analizi3.3.5.3. Çalışma ve Boş Zamana Ait Değerler ile İlgili Katılımlı Gözlem Analizi (Sakaryaspor A.Ş. ÖrneğiSONUÇ ve ÖNERİLERKAYNAKLAREKLEREKLER